gündemÖne Çıkan

Kudüs yolunda bir askeri deha: Kassam Tugayları Genel Kurmay Başkanı Muhammed Dayf

Admin·14 Temmuz 2026·10 dakika okuma·8 görüntüleme

Otuz yıl boyunca adı istihbarat dehlizlerinde adı fısıldandı, savaş meydanlarında gürledi. Kassam Tugayları Genel Komutanı Muhammed Dayf otuz yıl boyunca Siyonist işgalin bıkıp usanmadan peşine düştüğü yaşayan bir efsane oldu.

Kudüs yolunda bir askeri deha: Kassam Tugayları Genel Kurmay Başkanı Muhammed Dayf

Şehadetinin yıldönümünde o, düşmanı bıktıran, temellerini sarsan, Filistin nesillerine Araplara ve İslam ümmetine ilham veren direnişin sembolü, "mevcut ama görünmeyen" bir yiğit adam olarak kalmaya devam ediyor.

"Zalimler bizi ne kadar sökmeye çalışsa da yeşerecek tohumlar. Ben buradayım, çok cömert olan sevgili vatanımda ve o vatan toprağı gibi bizim cömertliğimiz de yolumuzu sürdürecek, yürüyüşümüz bitmeyecek..." Dayf, Filistin direniş tarihinin en büyük savaşı olan "Aksa Tufanı"na son dokunuşları yaparken son sözlerini böyle kaleme almıştı.

Şehit olarak Rabbine yükselmesiyle birlikte, hayat yolculuğunu saran o yoğun gizem perdesinin bir kısmı aralandı. Üstün askeri kişiliği ve yüksek güvenlik zekâsı, onun yaşadığı yılları onun bir izini, yeni bir fotoğrafını ya da yerini gösterecek bir ipucunu aramakla tüketen siyonist işgalin bir numaralı hedefi haline getirmişti.

Tufan’ın Sesi

7 Ekim 2023 sabahı, Dayf o gür sesiyle ufuklarda yankılanan bir ses kaydıyla ortaya çıktı ve "Aksa Tufanı" savaşının başladığını ilan etti. İlk darbenin Siyonist askeri mevzileri, havalimanlarını ve tahkimatları hedef aldığını, direnişin sadece ilk yirmi dakikada beş bin füze ve roket fırlattığını duyurdu.

Dayf, "Aksa Tufanı"nın işgalin Filistin halkına yönelik devam eden suçlarına, uluslararası yasaların ihlal edilmesine ve Siyonist düşmana verilen sınırsız Batı desteğine bir cevap olduğunu vurgulayarak şöyle dedi: "İşgalcinin hiç hesap vermeden zorbalık yapma devri sona ermiştir."

Gölge Adam

Tarih, Dayf gibi gözlerden uzak duran bir komutanı nadiren görmüştür. Onu yüz yüze görenler çok azdı, ancak sesini duyanlar düşmanın uykularını kaçırıyordu. Hayatı; işgal güçleri için on yıllar boyunca suikastını imkânsız bir hayale dönüştüren son derece karmaşık güvenlik önlemleriyle tahkim edilmiş, daimi bir tedbir ve ihtiyat sahasıydı.

Şehadetine kadar dünya onun hakkında sadece üç fotoğraf biliyordu: Biri gençlik yıllarına ait, ikincisi maskeli, üçüncüsü ise sadece gölgesinin göründüğü video kayıtları... Böylece o, gölgeler ve yankılar arasında gidip gelen bir muamma olarak kaldı.